Hepimiz Mültecileri Korumakla Sorumluyuz !

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 14: “Herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır.”

    Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen “20 Haziran Dünya Mülteciler Günü” nde mülteci haklarının, mülteci olgusunun ve mültecilere ilişkin sorunların hatırlanması adına her yıl çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor.  Bu sene 11. kez düzenlenecek olan etkinlikler, yapılacak olan açıklamalar neden bu kadar önemli? Göçmen, sığınmacı, mülteci kime denir ?

     

    Son günlerde medyada sıkça mültecilerden bahsedildiğini görüyoruz. Bugün Suriye’den kaçan mülteci sayısının 7.000’e ulaştığı söyleniyor. Sınırımıza 20 kilometre uzaklıktaki Cisr eş Şuğur ve Hama kentlerinden kaçan yaklaşık 2500 sığınmacı Suriyeli, köydeki bahçelerin arasına kurdukları derme çatma çadırlara ve çardaklara yerleşmeye devam ediyor. Aralarında silahsız halka ateş açmayı reddederek kaçan askerlerin de bulunduğu yüzlerce kişi, Türkiye tarafındaki akrabaların gıda yardımı ile ayakta durmaya çalışıyorlar. Bu insanların Türkiye’yi seçme sebebi ise çok yaşamsal: El Muhaberat’ın Lübnan sınırına kaçmaları halinde peşlerine düşüp kendilerini öldürebileceği için Türkiye sınırına gelmiş olmaları.

     

    Geçtiğimiz ay Libya’daki diğer Afrika ülkelerinden mültecileri taşıyan Başkent Trablus açıklarında battığı tahmin edilen gemide bulunan 600 kişinin tümünün öldüğü haberleri yayıldı. İlerleyen günlerde mültecileri İtalya’ya taşıyan bir geminin önceki gün Tunus açıklarında batması sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 150 kişi hayatını kaybettiği haberi geldi. Nisan ayında ise BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Libya’dan iki tekneyle kaçtığı haber verilen 400′ü aşkın Afrikalı mültecinin kayıp olduğunu bildirdi.  Savaşın kendi yıkıcı doğasını, Libya’da Kaddafi güçlerinin sivil halka acımasız yaklaşımlarını, işkence ve toplu tecavüz haberlerini düşündüğümüzde bu insanların ne kadar zor ve tarifi mümkün olmayan travmalarla yollara düştüğünü tahmin edebilirsiniz.

     

    Zira 2010 raporlarına göre yoksulluk, iç karışıklıklar, silahlı çatışmalar gibi nedenlerle ağırlıklı olarak Irak, İran, Afganistan ve Somali uyruklu kişiler can güvenliği nedeniyle yurtlarını terk ettiler. Çatışmalar, işkenceler, nefret suçları vb. devam ettikçe insanlar yer değiştirmeye devam edecekler. Onurlu bir yaşam için, yaşama hakları için evlerini, yurtlarını, arkadaşlarını, ailelerini geride bırakmak zorunda kalan insanlar umuda doğru yolculuğa çıkıyorlar. Mültecilerin bu “umut”  yolculukları ise ölümle sonuçlanabilen tehlikeli yolculuklar…

     

    İşte bu yolculara dair bizlerin de sorumlulukları bulunuyor. Yaşadıkları hak ihlallerine karşı ulus/ uluslararası koruma hukukun çalışmasını sağlamaktan, insani yardıma; farkındalık çalışmalarına katılıp, konuyla ilgili çalışan kurumlarda gönüllü destek olmaya kadar…
    Diğer  yandan, medya da mülteci ve sığınmacılar konusunda gözardı edemeyeceği  bir sorumluluğa sahip.  Kullanılan haber dilinin toplum içerisinde ayrımcılığa neden olacak, nefret suçlarını  teşvik edecek nitelikte olmaması ;  sığınmacı ve mültecilerin kimliklerinin gizli tutulması  çoğu zaman hayati bir önem  taşımaktadır.

     

    Bu 20 Haziran’ı savaşlar, hak ihlalleri, toplu ölümler ve birçok insanlık dışı yaptırımlarla karşılıyoruz. Sınırların olmadığı,savaşların, hak ihlallerinin yaşanmadığı günlere ….

     

    1-  Göçmen; esas olarak, ülkesinden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için değil, fakat ekonomik nedenlerle ayrılan kişiler olarak tanımlanabilir. Göçmenler, vatandaşı oldukları ülkelerin korumasından yararlanmaya devam ederlerken, daha iyi bir yaşam standardına kavuşabilmek için, kendi istekleri ile bu yolculuğa çıkarlar. Sığınmacı,mülteci olarak uluslararası koruma arayan ancak statüleri henüz resmi olarak tanınmamış kişilere denir. Bu terim genellikle, mülteci statüsü almaya yönelik başvurularının hükümet ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından karara bağlanmasını bekleyen kişiler için kullanılır. Statüleri resmi olarak tanınmamış da olsa, sığınmacılar Menşei ülkelerine zorla geri gönderilemezler ve haklarının korunması gerekir. Uluslararası hukukta “mülteci” kavramı, vatandaşı olduğu ülke dışında olan ve “ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesi nedeniyle zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu” için vatandaşı olduğu ülkeye dönemeyen veya dönmek istemeyen kişileri ifade etmektedir.

     

    Derya Özgüzel ( deryaozguzel@multeci.org.tr )

    Pınar Genç Akçakaya ( pinargenc@multeci.org.tr )

    Mülteci-Der / İZMİR

     

    Bu yazı Taraf Gazetesi ve Yeşil Gazete‘ de  yayınlanmıştır.

    Fotoğraf: Sokak Sanatları Atölyesi

    Follow Us

    Recent Posts

    ©2016 Tüm hakları saklıdır. Mültecilerle Dayanışma Derneği.

    User Login