Yerel Seçimler ve Sığınmacılar

    “29 Mart Mahalli idareler seçiminde şehirlerinde yaşayan sığınmacıları hatırlayan belediye başkan adayları var mı?”

     

    Mülteciler, devletlerinin kendilerini insan hakları ihlallerine karşı koruyamaması ya da korumaması nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda bırakılmış kişilerdir. Mülteci alanındaki temel BM Sözleşmesi olan 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin belirttiği hususlar çerçevesinde, gerek mültecilerin gerekse sığınmacı statüsünde olan birey veya grupların bulundukları ülkelerde insan haklarına uygun bir şekilde yaşama haklarının bulunduğu açık olarak belirtilmiştir. Yine bu sözleşme gereğince sığınmacıların uluslararası korumaya ihtiyaçları olmadığı anlaşılana kadar mültecilere tanınan haklardan yararlanacakları deklare edilmiştir. Bu haklar, insan hakları ihlallerine uğrayabilecekleri bir ülkeye geri gönderilmemeleri, ayrımcılığa karşı korunmaları, din ve inanç özgürlüklerinin sağlanması; iş, barınma, eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlandırılmaları, seyahat özgürlüklerinin güven altına alınmasını kapsamaktadır.

     

    Var olan koşullar ve çalışmalar göz önünde bulundurulduğunda, sığınmacıların ve mültecilerin haklarının korunması ve özellikle sağlanmasına yönelik çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu çalışmaları yapmak yükümlülüğü sığınılan ülkenin kamu kuruluşlarına düşen temel bir görevdir; ancak sığınmacı insanların sorunları sadece kamu kurumları ve kamu personeline bırakılamayacak kadar çeşitli ve büyüktür. Bundan dolayı hak ve insani yardım temelinde çalışan çeşitli dernek ve vakıflar başta olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının, bu alandaki sorunların paylaşımı konusunda sosyal yükümlülükleri vardır. Bununla birlikte aynı zamanda -birçok ülkede olumlu ve başarılı örnekleri bilindiği üzere- BELEDİYELER de bu alandaki sorunların çözümü hakkında aktif olarak çalışması gereken çok önemli aktörlerdir.

     

    5215 sayılı Belediye Kanununa göre esasen, belediyeler varlık gösterdikleri ilçelerde ‘belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulun[abilirler]‘. Bu görev ve hizmetlerin içinde sosyal hizmet ve yardım, meslek edindirme ve beceri kazandırma faaliyetleri bulunmaktadır. Var olan bu hizmetlerden yararlandırılacak olanları kanun 13. maddesi ile “hemşehri” olarak nitelendirmektedir. Hemşehri hukukunun tanımlamasında ise, herkesin ikamet edilen beldenin hemşehrisi olduğu belirtilmektedir. Hemşehrililerin, belediyelerin hizmetlerine katılma, faaliyetlerinden bilgilenme ven belediye idaresinin yardımlarından yararlanma haklarının olduğu belirtilmiştir. Bu açıdan bakıldığında mülteci veya henüz mülteci hakkını kazanamamış olan sığınmacıların bulunduklarıülkede vatandaşlık haklarından yararlanmaları, insanca muamele görmeleri, insan haysiyetine ve onuruna uygun bir yaşam sürmeleri ne kadar hakları ise bu aynı zamanda yaşadıkları beldenin belediyesinin de görevlerinden biridir.

     

    Bilindiği gibi mülteci ve sığınmacıların en önemli sorunlarından biri çoğu zaman en temel insani ihtiyaçlarını (gıda, yiyecek, barınma, sağlık, eğitim v.b) karşılayabilecek durumda olamamalarıdır. Yaşam döngü zincirleri kırılmış ve sekteye uğramış, zaten travmatik olaylardan zorlukla kaçabilmiş, psiko-sosyal yönden dezavantajlı grup olarak nitelendirilen mülteci ve sığınmacıların yaşadıkları sorunları en aza indirmek yaşadıkları ülkenin sorumlulukları arasında yer almaktadır. Bu kişilerin veya grupların insan haklarına uygun bir şekilde yaşamlarını en asgari düzeyde sürdürebilmeleri ise bulundukları ülkenin kaynaklarından yararlanmaları ile mümkün kılınabilir. Kaynaklarını en verimli şekilde kullanmasını sağlayan yetkili mercilerden birisi de, o ülkenin sınırları içerisinde bulunan ve mülteci ve sığınmacıların giriş yaptığı veya İçişleri Bakanlığı tarafından zorunlu ikamete tabi tutuldukları (ve genelde mülteci terminolojisinde “uydu kent” olarak bilinen) şehirlerin belediye teşkilatlarıdır.

     

    Belediye Kanunu’na göre belediyelerin en önemli görevlerinden birisi olan sosyal hizmet alanında yapılagelen hizmetlerin ve yararlandırılan yardımların öncelikli olarak sosyal hizmet mesleğinin temel etik ve ahlak kuralları, bunun yanı sıra kamu görevlilerinin etik ilke ve davranışlarına uygun yapılması gerekmektedir. Buna göre; belediyelerin İHEB ve temel uluslararası belgelerde ifade edilen, bireylerin veya grupların temel insan haklarına saygı göstermesi, sosyal hizmet görevlilerinin kendi yardımına ve tavsiyelerine ihtiyaç duyan herkese (cinsiyet, yaş, özürlü olma, renk, ırk, toplumsal sınıf, dil, din, siyasal görüş ve cinsel tercih durumuna göre ayrım gözetmeksizin) sosyal ve kültürel farklılıklara duyarlı bir şekilde hizmet vermesi gerekmektedir.

     

    Benzer bir şekilde kamu görevlilerinin etik davranış ilkeleri hakkındaki yönetmeliğinde yer alan maddelere bakıldığında, kamuda çalışan ve bu hizmetleri vermekle görevli olan kişilerin hizmetlerini yerine getirirken, yasallık, adalet, eşitlik ve dürüstlük ilkelerine dayalı hareket etmeleri gerektiği görülmektedir. Bu hizmetlerden yararlandırmada dil, din, felsefi inanç, siyasi düşünce, ırk, cinsiyet ve benzeri sebeplerle ayrım yapmamaları gerektiği, fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalardan kaçınmakla yükümlü oldukları, görevlerini her türlü keyfilikten uzak, tarafsız ve eşitlik ilkelerine uygun olarak kullanmaları gerektiği görülmektedir.

    Kendi sınırları içerisinde yaşayan herkesi hemşehrisi olarak kabul eden belediyelerin, kendi ülkelerini keyfi nedenlerle değil, zorunlu olarak terk etmek durumunda kalmış olan mülteci ve sığınmacıları sosyal hizmet ve yardımlardan ararlandırmak konusunda anılan ilkelere göre hareket etmek zorunluluğu vardır. Ancak Türkiye’deki birçok il ve ilçe belediyesinin, hizmetlerinden yararlandırması konusunda sığınmacı ve mültecilere dikkat ettiği ve onların sorunlarına eğildiği konusunda bir izlenim edinilmemektedir.

     

    29 Mart mahalli idareler seçimine çok az kalmasına rağmen, belediye başkan adaylarının seçilmeleri halinde hemşehrilerine taahhüt ettikleri hizmetler kapsamında mülteci ve sığınmacıların sorunlarına değinildiği maalesef görülmemektedir. Bu olumsuz tablonun bundan sonraki dönemde değişmesini temenni ediyor ve Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci- Der) olarak tüm beldelerdeki Belediye Başkan adaylarının aynı şehirde birlikte yaşadığımız sığınmacı ve mültecilerin sorunları hakkında duyarlı, dikkatli, bilgili ve çözüm üreten politikalar geliştirmeleri konusunda çağrıda bulunuyoruz.

     

    Mültecilerle Dayanışma Derneği

     

     

    ©2016 Tüm hakları saklıdır. Mültecilerle Dayanışma Derneği.

    User Login