Ortak Basın Açıklaması: Basmane’de sokaklarda yaşayan binlerce Suriyeli için yetkilileri göreve çağırıyoruz!

    Basmane’de yaşanan insanlık dramını, tüm uyarılarımıza rağmen devlet yetkilileri görmezden gelinmeye devam ediyor.

    Son sözü ilk söyleyelim. Biz Türkiye’nin 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne konulan coğrafi sınırlamayı kaldırılarak sadece Avrupa’dan gelen mültecilere değil, geçici koruma altındaki  Suriyeliler de dahil olmak üzere savaş, zulüm ve insan hakları ihlallerinden kaçan ve uluslararası koruma ihtiyacı olan herkese kalıcı çözüm sunması ve mülteci statüsü vermesi gerektiğine inanıyoruz. . O yüzden de savaştan kaçan Suriyeli kardeşlerimizden göçmen, sığınmacı, geçici korumadakiler, misafirler olarak değil mülteci olarak bahsediyoruz.

     Yetkililer, uluslararası sözleşmelere aykırı bir şekilde İzmir’in kapılarını mültecilere kapatmaya çalışıyor. Yüzlerce mülteciyi zorla, mültecilerin ‘açık hava hapishanesi’ dedikleri ve gitmek istemedikleri kamplara yolluyor. Buna rağmen binlerce Suriyeli mülteci Basmane’nin ara sokaklarında yaşam mücadelesi vermeye çalışıyor. Sokaklarda, parklarda, cami bahçelerinde yaşayan mültecilerin sorunları her geçen gün artarak devam ediyor.

    Mültecilerin var olan sorunlarını tespit edebilmek ve çözüm önerilerini geliştirebilmek için Halkların Köprüsü Derneği olarak Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği ve İnsan Hakları Derneği ile birlikte sağlıkçılardan ve tercümanlardan oluşun 20 kişilik bir ekiple geçtiğimiz pazar günü bir saha ve sağlık taraması yaptık.  Bugün yaptığımız taramanın sonuçlarını buradaki bütün derneklerle birlikte kamuoyula paylaşıyoruz.

    Sokaklarda, kaldırımların üzerinde yaşamak zorunda kalan mültecilerin acil kişisel hijyen, temizlik ve gıda ihtiyacı var. Aksi takdirde salgın hastalıklarla karşılaşabiliriz. Bu insanlar, bu sıcakta aylardır banyo yapmadan, temiz bir tuvalete erişemeden aç susuz sokaklartalar.

    Kısıtlı da olsa parası olan Suriyeli mülteciler gıda alabiliyor. Pek çok insan çevreden bir yardım görmedikçe karınlarını doyuramıyor. Küçük bebekler anne sütü olmadan, mama olmadan hayatta kalmaya çalışıyor. Pek çok gebe kadın bu korkunç koşullarda kendini ve karnındaki bebeği beslemeye çalışıyor.

    Otel ve gıda fiyatları normalin çok üzerine çıkmış durumda. 

    Kendilerine İzmir’de başlarını sokacak bir yer gösterilmediği için sokaklarda yaşayan mülteciler, sürekli tozla, nemle ve sıcak havayla baş etmek zorunda kalıyor. Kaldıkları bölgelerde halka açık ücretsiz tuvaletler olmadığı için ya camilerin ücretli tuvaletlerini ya da sokakları kullanmak zorundalar!

    Birisi bize açıklasın! Neden İzmir Fuar’ı kapılarını bu insanlara kapattı? Bu insanlar diplerindeki Fuar’da ağaçlarının gölgesinden, musluklardan, duşlardan, tuvaletlerden neden faydalanamıyor?

    Şöyle soralım; bir deprem olsa, İzmirliler sokakta kalsa Fuar’a giremeyecek miydik? Seyyar tuvaletler, banyolar kurulmayacak mıydı? Bir tas çorba dağıtılmayacak mıydı? Gezici sağlık istasyonları olmayacak mıydı? İhtiyacı olana ücretsiz ilaç verilmeyecek miydi?

    Bu aç ve açık bırakan savaşın depremden ne farkı var? Suriyelilerin İzmirlilerden ne farkı var? Gözyaşları aynı renk değil mi?

    Çok açık ki katastrofik bir durumla karşı karşıyayız. Milyonlarca Suriyeli Türkiye’ye sığındı ve yüzbinlercesi İzmir’de.

    Yetkililer hergün onlarca hatta yüzlerce Suriyeliyi istekleri dışında kamplara gönderseler de hergün binlerce yenisi geliyor.

    Gerçekle yüzleşmek için ne bekliyoruz?

    Sokaklarda yaşamak zorunda kalan bu insanların dörtte biri çocuk. Çocuklarda üst ve alt solunum yolları infeksiyonları var. İshal, gatroenterit var.  Bit var. Uyuz var. Yüzlerinde ellerinde bacaklarında enfekte yaralar var.  Aşılanmamış bebekler var. Hiç sağlık kontrolünden geçmemiş gebeler var. Pek çok erişkinde şeker, kalp, hipertansiyon gibi kronik hastalıklar var…

    Burası İzmir: Demokrat İzmir, Özgürlüklerin şehri İzmir, bir kadın kenti İzmir, Bin yıllardır her türlü göçü almış İzmir!

    İzmir ülkemizin karşı karşıya olduğu bu çok zorlu sınavda üstüne düşeni yapabilecek şehirlerin en başta gelenlerindendir.

    İzmir Valiliğini, AFAD’ı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni ve Konak Belediyesi’ni göreve çağırıyoruz.

    İzmirlilerin gösterdiği dayanışmayı sahiplenin. Mültecilere sahip çıkın. Yasal görevlerinizi yerine getirin.

    İzmir mülteci dostu bir kenttir. Yöneticileri de öyle olmalıdır.

    Basmane sokaklarında, kaldırım üstünde kavrulan bu insanların tuvalet, banyo, yiyecek ve su sorunlarını çözün. İzmir Fuarı’nın kapılarını mültecilere açın.

    Sağlık hizmetlerini bu insanların ayağına götürün. Onların size gelecek gücü yok.

    Mobil sağlık hizmeti ile aşılama, gebe izlemi, kronik hastalık takibi, ilaç ihtiyacının belirlenmesi gibi birinci basamak sağlık hizmetlerini karşılayın.

    Çocuklara süt dağıtın.

    Bu insanlık dramını seyretmeyin!

    Sizin İzmir’i ihya etmek için, şahane fuarlar düzenlemek için çok zamanınız var ama bu insanların yok!

     

    Halkların Köprüsü Derneği, MÜLTECİ – DER, Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği, SES İzmir Şubesi, İHD İzmir Şubesi, TİHV İzmir Temsilciliği,

    MAZLUMDER İzmir Şubesi,  ÇHD İzmir Şubesi, ÖHD İzmir Şubesi

    Bizi Takip Edin

    Son Yazılar

    ©2016 Tüm hakları saklıdır. Mültecilerle Dayanışma Derneği.

    User Login